If two wrongs don’t make a right, try three.
LAMBENCY
[noun]
1. the quality of being lambent - running or moving lightly over a surface; dealing lightly and gracefully with a subject; brilliantly playful; softly bright or radiant.
2. something that is lambent.
(Source: mydarkenedeyes)
Pesti
Her sabah sekiz buçukta uyanır. Gece kaçta yatmış olursa olsun, sabah geç saatlere kadar uyuyabilme yeteneğine sahip değildir. Erken uyandığı ve ev arkadaşı Cosimo’yu rahatsız etmek istemediği için de her sabah bir film izler. Dünyadaki en iyi kalpli insanlardan biridir kanımca. Parlak sarı renkli bir Vespa’sı var. Adını Pespa koymuş. Pespa’sını Cenova’nın etrafındaki dar, kayalık yollarda sürmeyi sever. Bir de güzel fotoğraflar çekme yeteneği vardır. Sol bacağında da dünya haritası dövmesi. Başına hep talihsiz olaylar gelir. Bakkal her zaman onbir liraya sattığı şarabı ona ondokuz liraya satmaya kalkar. Yemek şiparişini getiren çocuk para üstü vermeden kaçar. Aşık olduğu kızın başkasını sevdiğini öğrenir. Ev sahibi Cosimo’ya değil, her zaman Pesti’ye kızar. Arkadaşları en güzel yemekleri o yokken yapıp yer. Talihsizlik peşini bırakmaz. Ama o her seferinde başına gelen saçmalıklara kocaman kahkahasıyla güler ve bunları bize anlatır. Koskocaman bir çocuk gibidir, boyu iki metreye yakındır, saçlarını da bu aralar taxi driver modelinde kestirmeyi seviyor.
Bir gün Cenova’ya gidersem beni Pespayla çok güzel bir yolculuğa çıkarma sözü verdi. Dünyanın en güzel vespa parkurlarına sahipmiş Cenova kenti.
Bir gün Pestiyle beraber oralarda gezintilere çıkabilmeyi diliyorum. Dünyada onun gibi iyi kalpli bir insanın yaşadığını bilmek ve onu tanımış olmak beni çok mutlu ediyor.
Film yaparken çok eğleniyorum, proje yaparken bazen eğleniyorum ama şu son zamanlarda hiç de eğlenmiyorum.


